Sen Kimsin ?

Sen Kimsin ?

Şehrin pejmurderliğinden  adım adım uzaklaşıyorum. Korkular üzerime yapışmışken ,bir kaç parça eşyamı çantama yerleştiriyorum. Aceleden yapılan kahvaltılar,  yetişmem gereken işler,  iyiyim demek için yapılan sohbetler, kıyaslamalar ,yargılar ,sosyal medyadan biraz olsun uzak...  Çocukluğumla yüzleşmeye giderken, içsel mukavemetlerim peşi sıra devam ediyor ve telaşlanıyorum. Korkulu ,güvensiz, umutsuz... Herkes gibi mutluluk formüllerini arıyordum etrafta. Nerde, nasıl daha iyi olabilirim, derken objelere takılıveriyordum. Hayır demelerime küsmüş; evet demelerimi baş tacı yapmıştım. İnişler çıkışlar gerçeğim olmuştu. İçimdeki sarsıntıların hızına yetişemiyordum artık.

Ve,İnzivadayım....
Merhaba Dikey Doğa Evi...
Karanlık ve sessiz bir gece...

“Sen kimsin”le aralıyordum kapıyı. Henüz bu sorunun cevabını bilemesem de arayışım tam da o anda  başlıyordu. Kaldığım yer Gürcü eviydi...  Doğanın içinde ahşaptan yapılan bir ev.İçin de ağır, demirden bir soba. Eskimiş sahneler canlanıyor gözümün önünde. Küçükken oynadığım tavşanımı hatırlıyorum mesela. Unuttuğum sahneleri, isimleri, yüzleri, kokuları, ışıkları hatırlıyordum. Ailemle,sobanın başında yaptığımız kahvaltı... Ve ekmek kokusu.... Sabah 06:30 meditasyonla güne başlıyorduk. Karanlığın soğuk yüzü kendini hissettiriyordu ... Gün yavaş yavaş kendini açığa çıkarırken kuşlar eşlik ediyordu zihnimin telaşına ... Işığın yansımasıyla birlikte her şey şekilleniyordu. Yapılan Asanaların her birinde hikayem yatıyordu.. Ayşe teyzenin doğal yemeklerini görünce yüzümde bir tebessüm oluşuyordu. İçten,samimi ,aynı yöne bakabilen arkadaşlıklar. Damla Dönmez Hocamın pozitif enerjisi, içten sarılması bir adım daha, kim olduğumu sorgulatıyordu.

 Işığın yansımasıyla birlikte tüm güzelliğiyle doğa  kendini açığa çıkartıyordu .Her bir yaprağın kendine has bir duruşu vardı .Rengi, şekli,kokusu hepsi ayrı ayrı... Üzerimdeki telaşımı bir kenara bıraktım .Şehrin gürültüsü ve korkusundan uzak ,doğanın tabiiliği ile  iç içeyim. Nefesimle birlikte bu ana eşlik ederken korkularımın üzerime yapıştığını fark ettim .Gözlerim kapalı zihnim düşünceler gelip geçiyor. Derken sımsıcak bir ses; “Nefesine odaklan. !Biraz olsun nefes al. Sessiz kal ve iç sesini dinle. Sabırla seyret... İnzivana çekil ve hisset. Doğanın sadeliğinde nefes al ve kendini dinle. Mutluluk da sensin mutsuzluk da. İçin de mutsuzluk kavramı varsa dışarısı da bir  o kadar   mutsuz görünecektir. İçinde derin bir yolculuğa çıkman dileğiyle....”            
Hayatımızda sevmek istedikleriniz, olmak istedikleriniz, yapmak istedikleriniz, görmek istedikleriniz özlem ve ihtiraslarınız sahnede yaşanırken, sessizliğinizin arkasında ise sırrınız bekliyor sizi. Kendine adım attığın anda bütün gizemlerinle yüzleşip kendini yeniden sahnede buluyorsun, zamanla, sabırla, güvenle...
Takipte kalın, hayata motive olun. @ozlemkulyoga

Yazar : Özlem KUL